umutyasarozgen

Ateizm, Deizm tartışmaları

Ateizm, Deizm tartışmaları

https://serdargunes.wordpress.com/2018/04/11/ateizm-deizm-tartismalari/
— Şurada oku serdargunes.wordpress.com/2018/04/11/ateizm-deizm-tartismalari/

Reklamlar

Marksizm Nereye Gidiyor? – Étienne Balibar

Komünizmin Güncelliği

“… Marksizm nereye gidiyor? sorusuna kuram olarak Marksizm’in dahi hiçbir olumlu cevap getiremeyeceği, temel bir mantık gerçeğidir. Bu, bir eğilimin belirlenmesi biçiminde bile mümkün değildir. Bu, Marksizm’in kendi “anlamı”nın bilgisine sahip olduğunu varsaymak olacaktır.

Marksizm’den, toplumsal hareketlere “ithalinin” kendi öğretisel tarihi üzerinde yarattığı sonuçları ve karşılığında “maddi güç” olarak bulunduğu tarihsel durumların sonuçlarını incelemesini isteyebiliriz (ki bu yapılmamıştır).Ancak bu şekilde ne kavramsal diyalektiğinin ne de hayata geçişinin “gerçek” diyalektiğinin sonuçlarına hâkim olacağını düşünebiliriz. Bu sorular üzerine felsefi anlamda düşünmekten, yani önceden varolan kurallar olmaksızın düşünmekten öteye gidemeyiz. Kaldı ki her düşünme nesnesine uygun değildir, sorgulamak istediği meseleye “içkin” değildir. İkincisi, varolduğu şekliyle (kuram olarak, ideoloji olarak, örgütlenme biçimi olarak, tartışmalarda koz olarak) Marksizm’e doğrudan uygulayabileceğimiz yaygın fakat çok zor tartışılan diyalektik bir tez vardır: “Varolan her şey yok olmayı hak eder” (Engels’in “Hegelci sisteme” uyguladığı, Goethe’nin Faust’undan alıntı).

Bu teze göre Marksizm, varolan tüm biçimleriyle, kaçınılmaz olarak, er ya da…

View original post 58 kelime daha

Yaratıcı bir çokluk: Deleuze ve Guattari’nin felsefesi – Edward Thornton

Dünyadan Çeviri

header_essay-110153028

1969’da, Fransız yazının zirvesinde, radikal bir psikanalist tanınmış bir felsefeciyi aramaya çıktı. Üç saat boyunca güneye, orta Fransa’nın ormanları ve büyükbaş hayvan çiftlikleriyle bilinen bir bölgesi olan Limousin’e direksiyon salladıktan sonra, aradığı adamı evde yatağında, veremli ciğerini aldırdıktan sonra nekahette buldu.

Yüzsüz, sokulgan bir psikoterapist olan Félix Guattari, münzevi profesör Gilles Deleuze’ü böyle buldu. Hemen uyum sağladılar. İkili, ömür boyu dost olacaklar ve entelektüel işbirlikleri, günümüzün en kışkırtıcı felsefi polemiklerinden bazılarını üretecekti.

View original post 2.342 kelime daha

Prens ve Devrimci — Jean-Claude Milner

Komünizmin Güncelliği

75877Özet

Saint-Just’a göre devrimci, başkalarının göremediğini görür. Descartes’a göreyse Prens, sıradan bir kimsenin görmediğini görür. Her ne kadar Stalin bu kavrayışların herhangi birisinden haberdar olmamış olsa bile, eyleme tarzında bunlardan sanki kendine özgü bir sonuç çıkarmış gibi: modern dünyada yalnızca bir devrimci bir Prens olabilir. Böylece Stalin, Lenin’in Marksist teorinin mutlak gücüne yönelik ünlü düşüncesini yeniden anlamlandırmıştır. Lenin, Lacan’ın S1 ve S2 olarak tanımladığı gerçeklikleri bir araya getirirken, Stalin Marksizm-Leninizmi radikal bir şekilde değiştirmiştir. S1 ve S2 arasındaki ayırımı yeniden keşfetmiş. Öte yandan, kendi S1 tanımını ileri sürmüştür; S1’i cisimleştiren özne Saint-Just’un devrimcisine ve Descartes’ın Prensine benzer: o, başka kimsenin bilmediğini bilir. Böylesi bir hamlenin teorik ve pratik sonuçları hesap edilemez. Bunlardan bazıları korkunç olmuştur. Ama şu inkâr edilemez ki bunlar Lenin’in siyasi tercihlerindeki bazı temel kusurları düzeltmiştir.

Anahtar Kelimeler: Devrimci, Prens, Bilgi, Bilgisizlik, Gerçek, Gerçeklik

Stalinist rejimin bir zorbalık yönetimi olduğu konusundaki ortak kanıdan ayrılmayacağım. O değerlendirmenin varlığını kabul…

View original post 2.865 kelime daha

Konjonktür – Trinh Van Thao

Komünizmin Güncelliği

screen-shot-2016-09-08-at-4-43-53-pm

“Siyasi konjonktür” kavramının, sadece Marksist praxis açısından değil, karar alma mekanizmalarının anlaşılmasına ilişkin kuramsal çalışmalar açısından da önemi, günümüzde hâlâ yeterince kavranmamıştır. Bazen siyasetçinin takıntısı haline gelen siyasi konjonktür, “o günün gündemidir” ya da Marx’ın sözleriyle açıklamak gerekirse, determinist ideolojilerin indirgeyici şemalarına hapsolmayı reddeden gazetecinin, tarihçinin ya da sadece yurttaşın “var olan ve her gün yenilenen tarihsel malzemesi” dir (Ücretli Emek … ). Bilgi teknolojilerinin (bilişim, araştırma teknikleri, iletişim bilimleri. ..)  gelişimi, konjonktürel çözümlemenin hizmetindeki araçları bollaştırsa da, bu çözümlemenin ne toplumsal doğasını, ne de tarihsel ereğini değiştirir. Konjonktürel çözümlemenin kaynakları: L. Althusser’in sağladığı katkılardan biri, anlık duruma ilişkin yığınla siyasi çözümlemenin, parti çizgisini belirleyen birçok kararın, bu çizgiyi tanımlayan ve yorumlayan konuşmaların, siyasi kararları yansıtan ya da onlardan sonuçlar çıkaran sloganların “yabani ot” halinde bırakılmış olmasına, araştırmacıların dikkatini çekmesidir. Dikkatli her okuyucu, bu incelemelerden, faaliyetlerin sıralanışını, bu faaliyetlerin iç mantığını, yürütülme tarzlarını ve sonuçlarını, sınıf mücadelesinin örgütlenme biçimlerini, bu…

View original post 1.365 kelime daha

Erkek hazzının kadın bedeli – Lili Loofbourow

Erkek hazzının kadın bedeli – Lili Loofbourow

https://dunyadanceviri.wordpress.com/2018/02/12/erkek-hazzinin-kadin-bedeli-lili-loofbourow/
— Şurada oku dunyadanceviri.wordpress.com/2018/02/12/erkek-hazzinin-kadin-bedeli-lili-loofbourow/

Paul Mason’ın “Postcapitalism: A Guide to our Future” kitabı üzerine – Branko Milanovic

Dünyadan Çeviri

Book

Ticarileşme bize sadece yeni kâr kaynakları bulmak isteyen şirketler tarafından dışarıdan dayatılmaz. Ticarileşmeye kendi irademizle de dahil oluruz çünkü kapitalizm içindeki uzun sosyalleşmemiz, onun küresel kapsamı ve dolayısıyla kapitalizm içinde uzun süre sosyalleşmemiş olanlar arasında da taklit edilmesi yüzünden insanlar kapitalist hesap makinelerine dönüşmüştür. Her birimiz vaktimize, duygularımıza ve aile ilişkilerimize örtülü (“gölge”) fiyatlar biçen küçük birer kapitalist düşünce merkezi haline gelmişizdir.

Son derece iddialı bir kitap. Paul Mason 300’den az sayfada yalnızca kapitalizmin 300 yılını ve onu başka bir sistemle (sosyalizmle) değiştirme çabalarını anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda onun en sonunda nasıl dönüşeceğini gösterip bu dönüşümü kolaylaştırmak için bir dizi politika da öneriyor. Dahası, geniş kapsamı ile görece küçük boyutunu karşılaştırınca düşünülebileceği gibi yüzeysel bir kitap da değil. Mason’ın herkesin anlayabileceği bir tarzda yazmış olması da yanıltmasın kimseyi. Gazeteci tarzında yazılmış olabilir ama sorulan sorular, tartışmanın niteliği ve kitabın amaçları birinci sınıf.

View original post 1.076 kelime daha

Öncülük etme/Geriden gelme -Marguerite Dupire

Komünizmin Güncelliği

lenin (1)

Öncülük etme-geriden gelme kavram çiftinin temel ve üstyapı ilişkisine atfedildiği düşünülebilir. Ama durum böyle değil. Toplumsal bütünün şu ya da bu unsuru bir önderlik etme ya da geride kalma üzerinden nitelenemez, mevcut her önderlik etme ve geride kalma, toplumsal bütünün unsurlarının birbirine eklemlenmesinde ve eklemlenmesiyle düşünülmelidir. Bu unsurların konumu ve önemi, önderlik etmenin ya da geride kalmanın ifade edildiği zamandaki art arda geliş düzenleriyle ilişkilendirilemez. “Bu hassasiyet ve kavrayış yoksunluğu, aralarında organik bir bağ oluşturan şeyleri olağan bir şekilde ilişkilendirmekten ibarettir … ” (Elyazmaları, 57-58, I, 22; Grundrisse, 9-10). “Gerçekten de, sadece hareketin, ardışıklığın, zamanın mantıksal formülü, toplum yapısını nasıl açıklayabilirdi?” (Felsefenin Sefaleti, 120). Louis Althusser, “ayrımsal zamansallık” kavramını geliştirirken, bu noktanın altını çizer (Kapital’i Okumak). Her unsur bütünün içinde “belirlenim göstergesi”yle ya da “etkililik göstergesi”yle yer alır; bu yer, belirli, sürekli, homojen tarihsel (ideolojik) bir zamana göre tanımlanamaz.

Bununla birlikte, bazen öncülük etmeleriyle nitelenen bilinç ve felsefe için istisnalar…

View original post 934 kelime daha

Devlet veya Komün: Ekim Devrimine Zapata’nın Topraklarından Bakmak – Bruno Bosteels

Komünizmin Güncelliği

02.mexrev.history.xxxx10.mr

Ekim Devriminden tam yüz yıl sonra komünizmin bugünkü kaderi nedir? 1917’yi Sovyetler Birliği ile sınırlı olmayan enternasyonalist bir perspektiften düşünebilir miyiz? Şayet, 1917’de başlayıp 1979’da belki de söz konusu döngünün son devrimci tecrübesine işaret eden Nikaragua’daki Sandinistlerle sonlanan devrimci idealin her çeşidinin olduğu söylenebildiği, kısa yirminci yüzyılın, 1910 ve 1920 arasındaki Meksika Devrimi ile Latin Amerika’da başlamış olabileceğini düşündüğümüzde bakış açımızda önemli bir değişiklik olur mu? Río Grande’nin güneyindeki Ekim Devrimi hakkında gerçekte neyin bilinmekte olduğunu ortaya çıkarmanın skolastik sorunu dışında, Emiliano Zapata’nın topraklarından 1917 yılına dönüp baktığımızda hangi başka sorunlar açık ve belirgin hale gelir?

Öncelikle, bu soruları ele almaya başlamaya bile, metodolojik ilkenin başlangıç kayması ile başlamak yerinde olabilir. Özellikle, reel komünizmi ya da sosyalizmi başarısızlık açısından değil de yenilgi açısından düşünmemizi öneriyorum. Bu yer değiştirme yalnızca bir sözcük seçimi meselesi olarak yüzeysel görünebilir, fakat bir sözcüğü diğerinden çok seçmenin sonuçlarının kayda değer olduğuna inanıyorum.

Berlin Duvarı’nın yıkılmasından…

View original post 5.228 kelime daha

Komünist rejimleri post-Marksist teoriler mi yıktı? – Branko Milanovic

Dünyadan Çeviri

978-0-8223-2124-8_prSovyetler Birliği’nin yıkılışı tarihteki en sıra dışı olaylardan biri. Bu güç ve büyüklükteki bir imparatorluğun, böylesine hızlı ve kavgasız şekilde iktidarından vazgeçerek iç çekirdeğinin (Sovyetler Birliği) ve bağımlı devletlerinin (Doğu Avrupa) dağılmasına izin verdiği görülmüş şey değil. Osmanlı İmparatorluğu yüzyıllar süren bir çözülme süreci geçirdi ve hem batılı güçler ve Rusya ile girdiği sayısız savaşla hem de sayısız ulusal bağımsızlık mücadelesi (Yunanistan, Sırbistan, Bulgaristan) sonucu parçalandı. Habsburg İmparatorluğu tarihin o güne kadarki en büyük çatışması olan dört yıllık bir savaşın ardından dağıldı. Aynısı Rus İmparatorluğu ve Hohenzollern’ler için de geçerli. Ama Sovyet imparatorluğu neredeyse barışçıl şekilde ve savaşsız pes etti. Bu nasıl oldu?

View original post 765 kelime daha