umutyasarozgen

Perry Anderson ve Süleyman Murad: İslamcılık ve Modern Arap Dünyası

Dünyadan Çeviri

TOPSHOTS-EGYPT-POLITICS-DEMOVersoBooks.com

Çeviri: Bircan Polat

İslam imgesi, hiçbir zaman kamuoyunun ilgisini bu kadar çekmemişti. Hoş, bu imaj, İslam teolojisi, tarihi ve pratiği hakkında yalan yanlış bilgiler ve cehaletle dolu.

Perry Anderson ve ünlü İslam tarihçisi Süleyman Murad, İslam Mozaiği (Mosaic of Islam) kitabında, Muhammed’den bugüne İslam’ın uzun tarihini ve anlayışını, açık ve anlaşılır bir üslupla sunmayı amaçlıyorlar. Kitaptan alıntılanan bu bölümde Anderson ve Murad, Şiiler ve Sünniler arasındaki husumeti, Arap Baharı’nın nedenlerini ve sonuçlarını, İsrail’in Ortadoğu’daki yerini ve Pan-Arabizmin tarihini tartışıyorlar.

Perry Anderson: Ortadoğu’da Sünniler ve Şiiler arasındaki husumetin bugünlerde şiddetlice nüksetmesi ne anlatıyor? İki topluluk arasındaki gerginlik yüzyıllar boyunca bu seviyeye ulaşmamıştı. Gerginliğin bu dereceye ulaşmasının arkasındaki modern dinamikler nelerdir?

Süleyman Murad: Modern İslam’ın pan-İslamcı olarak bilinen üç büyük figürü var: Mısır’da Kutub (1906-1966), İran’da Humeyni (1902-1989) ve Hindistan-Pakistan’da Mevdudi (1903-1979).

View original post 1.347 kelime daha

Bauman ve verisiz sosyal bilim – Neil Gross

Dünyadan Çeviri

12gray-master768nytimes.com

Bauman 20. yüzyıl ortası “katı modernitesinden” günümüzün “akışkan modernitesine” doğru bir geçişe tanıklık ettiğimizi söylüyordu. Yaşam daha özgür hale gelmişti; daha geçişken ve çok daha riskliydi. Prensipte, çalışanlar sıkıldıkları vakit işlerini değiştirebilirlerdi. Yurtdışına yerleşebilir ve kendilerini alışveriş üzerinden baştan yaratabilirlerdi. Tek bir tıkla yeni cinsel partnerler bulabilirlerdi. Ama devamlılık pek azdı. Bu yeni atmosferde bazıları kazançlıydı; daha önce geçerli olan kurum ve normlar boğucu ve baskıcı olabiliyordu. Peki ama gelgeç bir işgücü, daha eşitlikçi bir kaynak dağılımı mücadelesinde bir araya gelebilir miydi? Alışveriş takıntılı tüketiciler, sorumlu ve ilgili yurttaşlar olma görevlerine geri dönebilirler miydi? Kısa vadeli arzuların motive ettiği sevgililer, bağlılığın değerini öğrenebilirler miydi?

Sosyolog Zygmunt Bauman’ın 91 yaşında ölümü ile entelektüel dünya nadir bir sezgi ve görüş menziline sahip bir düşünürünü kaybetti. Çalışma tarzı bugün ABD’deki birçok sosyal bilimciden radikal şekilde farklı olan bu düşünürün aramızdan ayrılışı vesilesiyle, mesleğimizin daha fazla üyesinin onu örnek alması halinde kazanabileceklerimizi düşünebiliriz.

View original post 763 kelime daha

Kızıl Ordu Fraksiyonu: Bir Kent Gerillasının Anatomisi – G. Schelm

komünizmin güncelliği

raf_soliplakat_klein

Alman Kızıl Ordu Fraksiyonu (RAF) Avrupa’nın en tanınmış kent gerilla örneklerinden. Üstelik de en ağır baskı ve yok etme saldırıları altında, en uzun süre varlığını sürdüren kent gerilla gruplarından biri. 1970 yılında kuruluşundan 1998’de resmen kendini fesh ettiğini açıklamasına kadar, kapitalist Almanya devletine ve ABD emperyalizmine karşı silahlı mücadele yürüttü. RAF, kendisini “Üçüncü Dünya”nın kurtuluş hareketleriyle birlikte, bir uluslararası devrimci cephenin parçası olarak görüyordu.

Kent gerillasının inşasını, örgütsel yapısını ve işleyişini ele alacağımız bu yazıda ideolojik esin kaynağı olarak Maoizmden etkilenen RAF’ın siyasi hedefleri tartışılmayacak.

Kent gerillasının siyasi ve örgütsel hedefleri nelerdi? Gerilla kentlerde nasıl yapılanıyordu? Eğitim ve logistik faaliyetleri nasıl örgütleniyordu? RAF’ın kadro ve önderlik sorunlarına yaklaşımı, yasal ve yasadışı mücadele anlayışı neydi?

Karşıdevrimin yazarları, polis ve istihbarat aygıtı ile birlikte RAF üzerine binlerce kitap yazdı. Fakat bunlar RAF’ın gerçek yapısı, örgütlenme biçimi ve anlayışı konusunda çok cüzzi ölçüde güvenilir bilgi sunuyor. Bunun esasen iki temel nedeni var: birincisi…

View original post 2.155 kelime daha

Castoriadis’in Alternatif Otonomi Yaklaşımı – Mümtaz Murat Kök

komünizmin güncelliği

escuelita-paco-13

Cornelius Castoriadis: Bir ‘Tohum’ ve ‘Proje’ Olarak Otonomi

Castoriadis’in otonomi kavramını ele alışını tek bir cümle içinde tanımlamak pek mümkün değildir. Kendi entelektüel kimliği ile benzer biçimde, Castoriadis otonomiyi çok yönlü ele almaktadır. Dolayısıyla Castoriadis’in otonomi kavramına yaklaşımı üç yönden incelenecektir; otonomi-heteronomi farkı, bir yaratı olarak otonomi ve bir proje olarak otonomi.

Castoriadis’in otonomi çalışmalarına katkılarından belki de en önemlisi otonomi kavramının karşıtı olan heteronomi kavramıyla karşılaştırılması ve farklılıkların ortaya konmasıdır. Yunanca olan ve auto ve nomos kelimelerinin birleşiminden meydana gelen otonomi kavramı Türkçe’ye tercüme edildiğinde öz kanunlar anlamına gelmektedir.[1]Castoriadis de bu tanımdan yola çıkarak toplumların heteronom veya otonom olma durumlarını toplum içerisindeki ilişkileri düzenleyen kanun ve kuralların özgünlüklerine göre belirlemektedir. Heteronom bir toplumun karakteristiği nedir, heteronom bir toplum bu kadere mahkûm mudur? Castoriadis, tarih boyunca hemen her yerde ve hemen hemen her zaman toplumların kurumsallaşmış heteronomi içerisinde yaşadıklarını tartışmaktadır. Bu durum içerisindeki toplumların heteronom karakterlerini belirleyen en önemli özellik…

View original post 3.040 kelime daha

Spinoza’da Neşe Olarak Aşk – Éric Blondel

komünizmin güncelliği

quote-l-amour-est-la-joie-accompagnee-de-l-idee-d-une-cause-exterieure-baruch-spinoza-202504

Spinoza için aşk deyim yerindeyse “olumlu”, hatta varlığı “destekleyen” bir duygudur,  bu anlamda tinle bedeni (bu ikisi birbirinden ayrı tutulmaz, aynı tözün iki farklı niteliğidir.) iyi olanın algılanışıyla çakıştırır: Spinoza varolma gücünde bir artış (her varlık elinden geldiğinde kendi varlığında diretir), “daha büyük bir kusursuzluğa geçiş” olarak değerlendirir bunu. Daha büyük olan bu kusursuzluğu “neşe” diye adlandıracaktır: Aşk neşedir, güç artışıdır, büyük bir mutluluktur, sonsuz mutluluğa ve kusursuzluğa yakındır, bir başka deyişle, insanın kendini tamamlamasının bir yoludur, Spinoza varolma gücü için varolma çabası –conatus- için soyut anlamda iyilikten çok yararlılıktan söz etmeyi yeğler. Aslında aşk varolma mutluluğudur, kendini daha güçlü, daha mutlu hissetmenin, sonsuz mutluluğa yakın görmenin verdiği mutluluktur (sevilen kişinin varlığının verdiği neşe).

Nietzsche, “gücün arttığı duygu”dan söz edecektir (Deccal) Bu durumda Spinoza için aşk, bir güç artışı hissedildiğinde (“uygun neden”) eylem, tersi bir durumda, güçte azalmaya denk düşüp “uygun olmayan neden” üstüne kurulduğundaysa “tutku”dur. (Etika,III.bölüm Önerme III): Sevilen…

View original post 322 kelime daha

Sığınaklardan Çıkış

komünizmin güncelliği

images (2)

Ve Polo “Biz canlıların cehennemi gelecekte var olacak bir şey değil eğer bir cehennem varsa, burada, çoktan aramızda; her gün içinde yaşadığımız,birlikte, yan yana durarak yarattığımız cehennem.

İki yolu var acı çekmemenin: Birincisi pek çok kişiye kolay gelir: cehennemi kabullenmek ve onu görmeyecek kadar onunla bütünleşmek, ikinci yol riskli,sürekli bir dikkat ve eğitim istiyor; cehennemin ortasında cehennem olmayan kim ve ne var, onu aramak ve bulduğunda tanımayı bilmek, onu yaşatmak, ona fırsat vermek.”

İtalo Calvino, Görünmez Kentler

View original post

Çağrı – Tiqqun-Görünmez Komite

komünizmin güncelliği

11451312

Tiqqun, Fransa’da 1999-2001 yılları arasında yayınlanan bir dergidir. Kabbala’da “kurtuluş, selamet” anlamına gelen İbranice “tikkun” isminin seçilmesi, yazarların Benjamin’i hatırlatan Mesihçi bir politika benimsediğinin işaretidir. Dergi iki sayı çıkmış, bunun dışında aynı yazarların Theorie du Bloom ve Theorie de la Jeune Fille başlıklı kitapları yayınlanmıştır. The Coming Insurrection (2007; Yaklaşan İsyan, Sel Yayınları, 2012) adlı kitap da, bundan sonra Görünmez Komite ismini kullanan Tiqqun yazarları tarafından kaleme alınmıştır. Metinlerde, Guy Debord ve Michel Foucault’nun yanı sıra, Agamben’in yapıtlarının da etkili olduğu görülür; nitekim The Coming Insurrection kitabı, Agamben’in 1993 tarihli The Coming Community kitabına bir naziredir. 2008 yılında Fransa’da demiryollarına yönelik bir sabotaj eylemi nedeniyle 9 kişi “terör örgütü” oluşturma iddiasıyla tutuklanır; tutuklananlar arasında Tiqqun-Görünmez Komite’nin mensubu Julien Coupat da yer alır. Coupat aleyhine gösterilen yegâne delil, yazarları arasında olduğu The Coming Insurrection kitabıdır. Pek çok aydın, tutuklamalara karşı çıkar. Agamben de, Julien Coupat’yı savunmak üzere Libération gazetesinde yayınlanan bir…

View original post 1.200 kelime daha

Rojava’dan Cizre’ye… “Bu Neyin Devrimi” ya da Yeni Tip Bir Devrim – Oral Yüreğir

komünizmin güncelliği

894f3df44e3d267c3a4c07024b220b6a

“Azınlık sorunları, dil sorunları, etnik sorunlar, bölgesel sorunlar, cinsel sorunlar ve gençlik sorunları gibi birçok sorunun, sadece eskiden kalma sorunlar olarak değil, aynı zamanda çağdaş devrimci hadiseler olarak yeniden ortaya çıkmasına şaşmamak gerekir. Bu hadiseler içten içe, soyut makineye ait küresel ekonomiyi ve ulus-devletlerin düzenlemelerini tehdit etmektedir. O zaman, devrimin ebedi olanaksızlığı ve faşist savaş makinesinin geneldeki dönüşü konularında ısrar etmek yerine, neden yeni tip bir devrimin olanaklı hale geldiğini düşünmüyoruz?”(1)

Bugün Ortadoğudaki Kürt Özgürlük Hareketinin politik mücadelesi “ hareketler çoğulluğunun ortak alanlar yaratma girişimi” olarak okunmalıdır. Rojava Devrimi  4. Yılındadır ; genişlemekte ve gelişmektedir. Yankısı tüm coğrafyayı derinden sarsmış ve etkilemiş haldedir. Bu etkileşim sosyal medya yolu ile değil, yani bir makine ile insan iletişimi ile değil, doğrudan göçebe bir hal almış Rojava’lı insanların yarattığı öznelliklerin tende ve yaşamda cevap bulmuş halidir. Birinci ağızdan hissederek, dost olarak, akrabalık kurarak yani iktidarın bilinen tüm iletişim tekellerine rağmen tende hissedilmiş ve bir…

View original post 899 kelime daha

Deleuze ve Guattari’yi Marksist/Spinozacı olarak Okumak – Jason Read

komünizmin güncelliği

9781584351764Guillaume Sibertin-Blanc’ın Devlet ve Politika’sı Üzerine

çev. Eser Kömürcü

Guillaume Sibertin-Blanc’ın Politique et État chez Deleuze et Guattari: Essai sur le matérialism historico-machinic eseri İngilizceye State and Politics: Deleuze and Guattari on Marx  (Devlet ve Politika: Marx Üzerine Deleuze ve Guttari) tercüme edilmiştir. Son yirmi yıl içinde Deleuze ve Guttari’yi keşfettiğim günden beri, onlar üzerine çıkan her şeyi arzulu bir biçimde okumaya başladım, ilk başta yavaşça damlayan okumalarım zamanla kanonlaşan bir fışkırmaya yol açtı, bazı daha iyi kitapların gerisinde kalsam da, çok daha seçici hale geldim. Sibertin-Blanc’ın kitabına yaptığım daha uzun eleştiri Historical Materialism’de yayınlanacak olsa da ben buraya, hem kitabın İngilizce çevirisine dikkat çekmek hem de bu kitabın kesinlikle gözden kaçırılmamasını tavsiye etmek için, eleştirilerimden birini koymayı düşündüm.

Sibertin-Blanc’ın Deleuze ve Guattari’nin toplumsal ilişkiler veya asamblajlar teorisini, Spinozacı temeli açısından anlaşılması gerektiğini iddia etmesi belki de hiçte şaşırtıcı değildir. Öncelikle…

View original post 1.037 kelime daha

Bir “iş” olarak seks üzerine – Silvia Federici 1975

Dünyadan Çeviri

Seks, çalışma yaşamının disiplininden muaf olduğumuz alandır. Rutinin gerekli bir tamamlayıcısı, iş günlerinin düzenleyicisidir. “Çılgına dönmek”, “kendinden geçmek” için bir ehliyettir, bu sayede pazartesileri işimize çok daha tazelenmiş olarak dönebiliriz.

activista-Silvia-Federici-Marta-Jara_EDIIMA20140522_0775_13

Çeviri: Güleren Eren -Serap Güneş

Bir “iş” olarak seks üzerine…

Seks, çalışma yaşamının disiplininden muaf olduğumuz alandır. Rutinin gerekli bir tamamlayıcısı, iş günlerinin düzenleyicisidir. “Çılgına dönmek”, “kendinden geçmek” için bir ehliyettir, bu sayede pazartesileri işimize çok daha tazelenmiş olarak dönebiliriz.

‘Cumartesi’, ‘kendiliğinden’liğin istilasıdır, yaşamımızın kapitalist disiplin altındaki rasyonelliğinin içindeki irrasyonelliktir. Çalışmanın karşılığının bu olduğu farz edilir ve ideolojik olarak işten ‘başka’ bir şey olarak pazarlanır. Arzularımızı sürekli baskılamaya, ertelemeye, rafa kaldırmaya, kendimizden bile gizlemeye zorlandığımız bir sosyal ilişkiler evreninde samimi/cinsel ilişkiler kurma ihtimaline sahip olduğumuzun, gerçekten kendimiz gibi davranabildiğimizin varsayıldığı bir özgürlük alanıdır.

Vaat edilen bu iken, elimize geçen aslında beklentilerimizin çok gerisindedir. Sadece kıyafetlerimizi çıkartarak doğaya dönemediğimiz gibi, sadece sevişme vakti geldiği için ‘kendimiz’ oluveremeyiz. Aşkın/sevişmenin zamanlaması, koşullar ve…

View original post 1.256 kelime daha