umutyasarozgen

Alain Badiou: Marksist düşüncede yeni bir başlangıç noktasındayız

Dünyadan Çeviri

220px-Alain_Badiou-2

Mathieu Dejean’in Les Inrockuptibles’de yayınlanan 28 Ağustos 2018 tarihli Alain Badiou söyleşisi

Yeni kitabı ‘Petrograd, Shanghaï’da (La Fabrique, 2018) Alain Badiou, Ekim 1917 Rus Devrimi’nin başarısızlıklarına ve Çin Kültür Devrimi’ne odaklanıyor. Daima akıntıya karşı duran, Maocu mirası savunusu nedeniyle tartışmalı bu filozof, uzun bir söyleşi ile fikirlerini açıklıyor.

***

Ekim 1917 Rus Devrimi’nin yüzüncü yıldönümünü vesilesiyle yapılan birçok yayın, belge ve tartışma sizi tatmin etmemiş görünüyor. Hatta size göre bunlar ‘organize bir unutma’ hali.

Evet, çünkü bu devrimin gerçekliği, etkisi ve günümüz açısından halen taşıdığı anlam hiçbir şekilde tartışılmadı. Medyada yapılan göndermelerin büyük çoğunluğu ‘totaliterliğin kökeni’ olmasından dem vuruyor veya uzak ve başka bir çağın olayı olarak ele alıyor bu devrimi.

View original post 2.279 kelime daha

Reklamlar

İktidar – Étienne Balibar

İktidar – Étienne Balibar

https://komunizminguncelligi.wordpress.com/2018/10/28/iktidar-etienne-balibar/
— Şurada oku komunizminguncelligi.wordpress.com/2018/10/28/iktidar-etienne-balibar/

Mesih’ten Burjuvaziye – Gilles Deleuze

Komünizmin Güncelliği

Gilles_Deleuze__From_Christ_to_the_Bourgeoisie

çev. Eser Kömürcü

Modern dünyada Tin’in (l’Esprit) iflasını ilan ediyoruz ve materyalizmin gelişini lanetliyoruz. Tam olarak bu noktada, belki bir karışıklık var. Söylemek istediğimiz şey şu ki bugün pek çok insan artık içsel yaşama inanmıyor, artık bunu yapmak çok da yarar sağlamıyor. Fakat bu bir yenilik değil. 17. yüzyılda, aristokrasi, ruhsal yaşamın bedenden başka bir şey olmadığı fikri ile yaşamıştır, ve ruhsal yaşam bedenle uyuşur; ve alışılmışın aksine, nezaket ve dürüstlük, bedeni bir nesne haline getirmekten ibarettir.

Şüphesiz, tamamen farklı nedenlerden ötürü, içsellik bugün hor görülüyor. Her şeyden önce, endüstriyel ve teknik bir dünyada devrimci bilinç hakkında düşünüyorum. Bu teknik dünya, gücü ne kadar büyük olursa, o kadar çok insanlığın  her türlü içsel yaşamını güçsüzleştirecek biçimde tüketen ve onu tamamen dışsallığa indirger gibi görünür. Şu türden ünlü karikatürler bilinir: bir kol vardır ve sanki sağa döndürülmeden önce  geçişe izin verir. Yine de, sorun daha karmaşık ve bir makinenin kolu kolayca…

View original post 3.032 kelime daha

Sular yükseliyor, köprüler inşa etme zamanı – Kevin Buckland

Sular yükseliyor, köprüler inşa etme zamanı – Kevin Buckland

https://dunyadanceviri.wordpress.com/2018/09/29/sular-yukseliyor-kopruler-insa-etme-zamani-kevin-buckland/
— Şurada oku dunyadanceviri.wordpress.com/2018/09/29/sular-yukseliyor-kopruler-insa-etme-zamani-kevin-buckland/

Türk lirasındaki düşüş ciddi bir ekmek krizine yol açma potansiyeline sahip

Dünyadan Çeviri

Yazarlar: Boris Kálnoky, Michael Gassmann

simit.jpg

Buğday kıtlığı hükümet için riskli olabilecek bir ekmek pahalılığına yol açabilir. Bundan dolayı hükümet Ağustos’un başında iki milyon ton hacmindeki stratejik buğday rezervlerinin bir kısmını satışa açtı ve aynı zamanda kamunun buğday alımı ile olası arz sıkıntılarının önüne geçmeyi amaçlıyor.

Sığırlardan tekstil boyalarına, hatta Alman makinalarına kadar: Türk ithalatçılar zayıf Türk Lirası yüzünden artık ihtiyaçları olan her şeyi alamıyorlar.

Rusya’dan ithal edilen buğday oranlarına bakıldığında ikilem görülebiliyor.

Türk Lirasının düşüşü artık soyut bir mesele değil. Liradaki bu çakılma nihayet gerçek dünyaya ulaştı.

View original post 694 kelime daha

#Müşterek Fanzin

#Müşterek Fanzin

Siyasi ve toplumsal dünyamız büyük bir parçalanma içinde. Bu parçalanma içinde mevcut siyasi partiler ve alternatif arayışlarının büyük çoğunluğu toplumda kendi fikrini ve ideallerini merkeze alarak bir tür kimlik grubuna dönüştüler. Kimlik grupları da kendi içerme ve dışlama mekanizmaları ile kapalı topluluklar yaratıyor.

Kendini bir topluluğa dönüştürerek akıntıdan faydalanmak da mümkün ve bunu deneyen çok fazla topluluk-kolektif mevcut. Her ne kadar cesaret istese de bazen akıntının tersine gitmeyi denemek gerekebilir. Bu anlamda, bir fikrin etrafında kümelenen insanlardan oluşan bir topluluk yaratmak derdinde değiliz. Böylece, böylesi bir topluluğu tanımlayacak farklı siyasi ortaklık türlerini veya siyasal rantı takip etmiyoruz. Aksine, siyasal rantın kendisini sorunun merkezine yerleştiriyoruz. Topluluk siyasetinin dünyayı dönüştürme becerisi kısmidir. Politikayı herkes-için, yani müşterek olarak düşünmek istiyoruz.

Evet bu biraz siyasetin merkezci bir düşünceden; aslında devletten uzaklaşması demek. Yani devlet-olmayanın nasıl örgütleneceğini araştırmak ve bunun hakiki deneylerini icat etmek istiyoruz. Bu deneyimlerin içinde yer alan insanların hikayelerini duymayı, deneyimlerin birbiriyle…

View original post 136 kelime daha

Pannekoek’in Örgütlenme Üzerine’sine John Holloway’in Önsözü

Dünyadan Çeviri

9781453716274-us-300.jpg

Genellikle Lenin’in “Ultra-Sol” rakibi olarak görülen Anton Pannekoek (1873-1960), 1920’lerin sonlarında ve 1930’larda Konsey Komünizmi hareketinin ileri gelen teorisyenlerinden biriydi. Burada yeniden yayınlanan makale ilk olarak 1938’de Amerikan Konsey Komünistlerinin teorik dergisi Yaşayan Marksizm’de J. Harper müstear adıyla yayınlandı.

Konsey komünistleri işçi sınıfı örgütlenmesinin bir biçimi olarak partiyi reddediyordu. Çoğu, Üçüncü Enternasyonal ile 1921’deki Üçüncü Kongresi’nde yollarını ayıran Alman Komünist İşçi Partisi’nin (KAPD) üyeleriydi. Bu nedenle sadece Stalinizm’i değil, Leninizm’i de reddederek,

View original post 652 kelime daha

Yeni sağın yükselişi: zenginlerin ve kriminallerin çifte isyanı – Nils Gilman

Dünyadan Çeviri

gilman1

Postmodern devlet, biri diğerinin fesatlığını pekiştiren zenginler ile suçluların kuşatması altında…

Küresel siyasal düzene dahil devletler, bugün çifte bir isyanla yüz yüze: biri aşağıdan, diğeri yukarıdan. Aşağıdan geleni, haklarından mahrum bırakılmışların, kendilerini küresel ekonominin gölgesinde güçlendirmek ve zenginleştirmek amacıyla sisteme bir yandan direnç geliştirip diğer yandan dahil olarak devletlerin etrafından dolandıkları, birbiriyle bağlantılı bir dizi kriminal isyan: yönetim kurumlarının boşluklarını, istisnalarını ve başarısızlıklarını istismar ederek küresel ticaret imparatorlukları kuran uyuşturucu kartelleri, insan kaçakçıları, bilgisayar korsanları, dolandırıcılar, silah tacirleri… Bu imparatorluklar daha sonra elde ettikleri bu kaynakları görevdeki siyasi aktörleri yolsuzluğa bulaştırmak, nüfuzları altına almak veya otoritelerini yok saymak için kullanıyorlar.

View original post 4.390 kelime daha

Max Weber’in kapitalizmin ‘ruhu’ ile kastettiği ne idi? – Peter Ghosh

Birtakım İşler

kapita

Max Weber’in ünlü metni Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu (1905), dünya çapında üniversitelerde düzenli olarak öğretilmiş, tahrif edilmiş ve saygı görmüş tüm kanonik çalışmalar arasında en yanlış anlaşılmışlardan biridir kuşkusuz. Bu, öğretmenlerin ve öğrencilerin aptal olmasıyla değil; bu eserin, alanının zirvesindeki dört dörtlük bir entelektüel tarafından yazılmış, konu itibariyle çok engin bir alanı kapsayan olağanüstü yoğun bir metin olmasıyla ilgili. Weber, metninin üniversite öğrencileri ve hattâ okul çağındaki çocuklar için sosyolojiye temel giriş olarak kullanıldığını görseydi şaşkına dönerdi.

Bugün ‘kapitalizm’ sözcüğünü anlamı apaçıkmışçasına veya Marx’tan geliyormuşçasına kullanıyoruz ama bu kayıtsızlığın bir kenara bırakılması gerekiyor. ‘Kapitalizm’ Weber’in sözcüğüydü ve Weber onu kendi uygun gördüğü biçimde tanımladı. En genel anlamı son derece basitçe modernitenin kendisiydi: Kapitalizm ‘modern yaşamımızdaki en can alıcı güç’ idi. Daha belirgin biçimde ‘Modern Kültür’ü, yani, 20. yüzyıl Batısında ve bugün de 21. yüzyıl dünyasının büyük kısmında insanların yaşamına yön veren değerler kodunu kontrol etmiş ve üretmişti. Dolayısıyla, başlığı…

View original post 776 kelime daha

Kitle Gösterilerinin Tabiatı

buluştuğumuz yer burası

6fb82837682529.57486e407b3f1

“Yetmiş  yıl önce (6 Mayıs 1898’de) Milano’nun ortasında kadınlı erkekli işçilerin katıldığı bir kitle gösterisi yapıldı. Bu gösteriye yol açan olaylar, bu yazıda yer veremeyeceğimiz kadar uzun bir tarihe sahip. Gösteri, General Beccaris’e bağlı ordu tarafından saldırıya uğrayıp dağıtıldı. Öğle vakti, atlı askerler kalabalığın üzerine saldırdı: Silahsız işçiler barikatlar kurmaya çalıştılar. Sıkıyönetim ilân edildi ve ordu üç gün boyunca silahsızlarla çatıştı.

Resmi sonuçlara göre 100 işçi öldü, 450 işçi yaralandı. Bir polis, bir asker tarafından yanlışlıkla öldürüldü. Orduda kayıp yoktu. (İki yıl sonra I. Umberto, katliamdan sonra “Milano kasabı” General Beccaris’i halkın ortasında kutladığı için öldürüldü.)

Yazmakta olduğum bir hikâyeye gerekli olduğu için, 6 Mayıs’ta Corso Venezia’da gerçekleşen bu gösterinin bazı yönlerini anlamaya çalışıyordum. Bu süreç içinde, gösteriler hakkında, belki daha yaygın biçimde geçerli olabilecek bazı sonuçlara vardım.

Kitle gösterileri, ayaklanmalardan veya isyanlardan ayrı tutulmalıdır; bununla birlikte, (şimdi artık ender rastlanan) bazı durumlarda, kitle gösterileri ayaklanmaya yahut isyana dönüşebilir. Ayaklanmanın…

View original post 1.172 kelime daha