umutyasarozgen

Pannekoek’in Örgütlenme Üzerine’sine John Holloway’in Önsözü

Dünyadan Çeviri

9781453716274-us-300.jpg

Genellikle Lenin’in “Ultra-Sol” rakibi olarak görülen Anton Pannekoek (1873-1960), 1920’lerin sonlarında ve 1930’larda Konsey Komünizmi hareketinin ileri gelen teorisyenlerinden biriydi. Burada yeniden yayınlanan makale ilk olarak 1938’de Amerikan Konsey Komünistlerinin teorik dergisi Yaşayan Marksizm’de J. Harper müstear adıyla yayınlandı.

Konsey komünistleri işçi sınıfı örgütlenmesinin bir biçimi olarak partiyi reddediyordu. Çoğu, Üçüncü Enternasyonal ile 1921’deki Üçüncü Kongresi’nde yollarını ayıran Alman Komünist İşçi Partisi’nin (KAPD) üyeleriydi. Bu nedenle sadece Stalinizm’i değil, Leninizm’i de reddederek,

View original post 652 kelime daha

Reklamlar

Yeni sağın yükselişi: zenginlerin ve kriminallerin çifte isyanı – Nils Gilman

Dünyadan Çeviri

gilman1

Postmodern devlet, biri diğerinin fesatlığını pekiştiren zenginler ile suçluların kuşatması altında…

Küresel siyasal düzene dahil devletler, bugün çifte bir isyanla yüz yüze: biri aşağıdan, diğeri yukarıdan. Aşağıdan geleni, haklarından mahrum bırakılmışların, kendilerini küresel ekonominin gölgesinde güçlendirmek ve zenginleştirmek amacıyla sisteme bir yandan direnç geliştirip diğer yandan dahil olarak devletlerin etrafından dolandıkları, birbiriyle bağlantılı bir dizi kriminal isyan: yönetim kurumlarının boşluklarını, istisnalarını ve başarısızlıklarını istismar ederek küresel ticaret imparatorlukları kuran uyuşturucu kartelleri, insan kaçakçıları, bilgisayar korsanları, dolandırıcılar, silah tacirleri… Bu imparatorluklar daha sonra elde ettikleri bu kaynakları görevdeki siyasi aktörleri yolsuzluğa bulaştırmak, nüfuzları altına almak veya otoritelerini yok saymak için kullanıyorlar.

View original post 4.390 kelime daha

Max Weber’in kapitalizmin ‘ruhu’ ile kastettiği ne idi? – Peter Ghosh

Birtakım İşler

kapita

Max Weber’in ünlü metni Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu (1905), dünya çapında üniversitelerde düzenli olarak öğretilmiş, tahrif edilmiş ve saygı görmüş tüm kanonik çalışmalar arasında en yanlış anlaşılmışlardan biridir kuşkusuz. Bu, öğretmenlerin ve öğrencilerin aptal olmasıyla değil; bu eserin, alanının zirvesindeki dört dörtlük bir entelektüel tarafından yazılmış, konu itibariyle çok engin bir alanı kapsayan olağanüstü yoğun bir metin olmasıyla ilgili. Weber, metninin üniversite öğrencileri ve hattâ okul çağındaki çocuklar için sosyolojiye temel giriş olarak kullanıldığını görseydi şaşkına dönerdi.

Bugün ‘kapitalizm’ sözcüğünü anlamı apaçıkmışçasına veya Marx’tan geliyormuşçasına kullanıyoruz ama bu kayıtsızlığın bir kenara bırakılması gerekiyor. ‘Kapitalizm’ Weber’in sözcüğüydü ve Weber onu kendi uygun gördüğü biçimde tanımladı. En genel anlamı son derece basitçe modernitenin kendisiydi: Kapitalizm ‘modern yaşamımızdaki en can alıcı güç’ idi. Daha belirgin biçimde ‘Modern Kültür’ü, yani, 20. yüzyıl Batısında ve bugün de 21. yüzyıl dünyasının büyük kısmında insanların yaşamına yön veren değerler kodunu kontrol etmiş ve üretmişti. Dolayısıyla, başlığı…

View original post 776 kelime daha

Kitle Gösterilerinin Tabiatı

buluştuğumuz yer burası

6fb82837682529.57486e407b3f1

“Yetmiş  yıl önce (6 Mayıs 1898’de) Milano’nun ortasında kadınlı erkekli işçilerin katıldığı bir kitle gösterisi yapıldı. Bu gösteriye yol açan olaylar, bu yazıda yer veremeyeceğimiz kadar uzun bir tarihe sahip. Gösteri, General Beccaris’e bağlı ordu tarafından saldırıya uğrayıp dağıtıldı. Öğle vakti, atlı askerler kalabalığın üzerine saldırdı: Silahsız işçiler barikatlar kurmaya çalıştılar. Sıkıyönetim ilân edildi ve ordu üç gün boyunca silahsızlarla çatıştı.

Resmi sonuçlara göre 100 işçi öldü, 450 işçi yaralandı. Bir polis, bir asker tarafından yanlışlıkla öldürüldü. Orduda kayıp yoktu. (İki yıl sonra I. Umberto, katliamdan sonra “Milano kasabı” General Beccaris’i halkın ortasında kutladığı için öldürüldü.)

Yazmakta olduğum bir hikâyeye gerekli olduğu için, 6 Mayıs’ta Corso Venezia’da gerçekleşen bu gösterinin bazı yönlerini anlamaya çalışıyordum. Bu süreç içinde, gösteriler hakkında, belki daha yaygın biçimde geçerli olabilecek bazı sonuçlara vardım.

Kitle gösterileri, ayaklanmalardan veya isyanlardan ayrı tutulmalıdır; bununla birlikte, (şimdi artık ender rastlanan) bazı durumlarda, kitle gösterileri ayaklanmaya yahut isyana dönüşebilir. Ayaklanmanın…

View original post 1.172 kelime daha

Türkiye Parlamentarizmi Üzerine Tezler: TBMM Kurtarılmaya değer mi?

Türkiye Parlamentarizmi Üzerine Tezler: TBMM Kurtarılmaya değer mi?

https://trogloditblog.wordpress.com/2017/03/18/first-blog-post/
— Şurada oku trogloditblog.wordpress.com/2017/03/18/first-blog-post/

İtalya’da Tarihsel Uzlaşma ve Aldo Moro’nun Öldürülmesi – David Broader

aldo-moro Aldo Moro’nun bedeni, 9 Mayıs 1978’de Roma’nın merkezinde bulundu / Wikimedia Commons

Aldo Moro’nun, 9 Mayıs 1978’de öldürülmesi İtalyan Komünistleri’nin hükümete katılma yolunu kapattı ve siyasi bölünme dönemini başlattı.

Kırk yıl önce, İtalya’nın savaş sonrası siyasi tarihinin en çarpıcı olayı doruk noktasına ulaştı. 9 Mayıs 1978 sabahı, Kızıl Tugaylar komandoları çalıntı bir Renault 4’ü, Roma’da, Tiber nehrinden çok da uzakta olmayan Michelangelo Caetani caddesine bıraktılar. Bagajında eski Başbakan Aldo Moro’nun kurşunlanmış bedeni vardı.

İktidardaki Hıristiyan Demokrat Parti’nin (DC) sekreteri olan Moro, 1970’ler İtalya’sının içinde bulunduğu siyasal şiddet ortamının en üst düzey kurbanıydı. Kızıl Tugaylar tarafından rehin tutulduğu ve öldürülmesiyle sonuçlanan elli beş günlük kriz, DC ve İtalyan Komünist Partisi (PCI) arasındaki anlaşma girişimlerini de kesin olarak baltaladı.

View original post 2.118 kelime daha

Hindistan’da Köylü Savaşı (Gelişmenin tek Marksist yolu) – Çaru Mazumdar

Komünizmin Güncelliği

charuNaksalbari’deki köylü savaşımı tüm diğer köylü savaşımlarından farklıdır. Farkı nedir? Köylüler haksızlığa ve zulme karşı her zaman mücadele etmişlerdir, ancak köylülerin kısmi talepler için değil, devlet iktidarını ele geçirmek için yürüttükleri ilk savaşımdır. Eğer Naxalbari köylülerinden çıkaracağımız ders varsa o da şudur; militan savaşımlar toprak mahsul vs. için değil devlet iktidarını ele geçirmek için verilmelidir. Naksalbari’ye ayırdedici özellik kazandıran tam da budur. Değişik bölgelerde ki köylüler kendi bölgelerindeki devlet organlarını etkisiz kılmak üzere hazırlanmalıdırlar. Hindistan köylü savaşımları tarihinde bu yol Naksalbari’de benimsenmiştir. Bir başka deyişle devrimci çağ başlamıştır ve bu yıl o çağın ilk yılıdır. İşte bu nedenle, tüm ülkelerin devrimcileri Naksalbari mücadelesini yürekten selamlamaktadırlar.
Hindistan emperyalizmin ve revizyonizmin üssü durumuna gelmiş ve bütün kurtuluş için savaşım veren halka karşı geçici güçler için bir dayanak işlevi görmektedir. Bu nedenle, Naksalbari sadece ulusal savaşım değil, enternasyonal bir savaşımdır da. Bu savaşım ve koyulduğumuz yol hiçbir şekilde kolay ve/veya dümdüz değildir, hatta…

View original post 1.331 kelime daha

SAVAŞ MAKİNESİ VE BİR ÖRNEK OLAY OLARAK RAF (KIZIL ORDU FRAKSİYONU) – SİMON O’SULLİVAN

Komünizmin Güncelliği

 Baader2_1227895991

Güçler, dışımızda kalmayıp aynı zamanda her birimizi katettiğinden,

her birimiz, kendimizi kendimizle sürekli müzakere ve

gerilla mücadelesi halinde buluruz, felsefe sayesinde.

Gilles Deleuze, Müzakereler

 

SAVAŞ MAKİNESİ

 Tanımlar

Bin Yayla‘daki minör sorunu, hâkim devlet formuna (başka bir deyişle majör) karşı olan örgütlenme biçimi olarak anlaşılan savaş makinesinin de sorunu haline gelir. Buradaki mesele bir grup ya da kolektifliğin oluşumu ya da yalnızca daha küçük bir devlet makinesi haline gelmeyen, aynı zamanda dağılmayan (yani kaotik duruma gelmeyen) bir pratiğin oluşturulmasıdır. Bu, yersizyurtsuzlaştırma vektörlerini izleyebilen, kaçış çizgilerinde işleyen fakat kendini yok etme çizgisi haline getirmeyen veya kara deliğe dönüşmeyen bir makinenin üretimidir. Anti-Oedipus açısından bu savaş makinesini arzulama-makinelerinden oluşan bir toplanış olarak adlandırabiliriz. Felsefe Nedir? açısından buna açık bir şekilde yaratıcı düşünce diyebiliriz. Her durumda, savaş-makinesi devlete delalet eden mekânsal ve zamansal düzenlemeden farklı işleyen hatta farklı bir gerçeklikte işlediğini söyleyebildiğimiz bir toplanışın ya da fail-tertibatının, bir pratiğin ya da…

View original post 4.754 kelime daha

Otarşi* tek yol haline geldiğinde – Branko Milanovic

Dünyadan Çeviri

EGAwMc9B6UCgDIWuMgx4mw

Rusya’ya yönelik en son ve açık ara en ciddi yaptırımlar, konuya dair değerlendirmelerde şu ana değin pek ilgi görmemiş iki meseleyi çok açık şekilde gösteriyor: İlki modern devletin olağan dışı gücü. İkincisi, güçlü devletler birinin piyasalara, teknolojiye ve sermayeye erişimini sınırlandıran yaptırımlar empoze ettiğinde, kalan tek seçeneğin otarşi haline gelmesi.

İkisini de sırayla ele alacağım.

View original post 679 kelime daha

Marx Bugün: Son Yakındır… Ancak Bizim Hayal Ettiğimiz Gibi Değil — Slavoj Žižek

YERSİZ ŞEYLER

Slavoj Žižek — 30 Nisan 2018 — thephilosophicalsalon.com

Erivan radyosu hakkında eski ve lezzetli bir Sovyet fıkrası vardır: dinleyici sorar “Rabinoviç’e piyangodan yeni bir araba çıktığı doğru mu?”, radyo da yanıtlar: “İlke olarak evet, doğru, ancak yeni bir araba değil eski bir bisikletti, ve ona çıkmadı ondan çalındı.” Bugün, doğumundan 200 yıl sonra, Marx’ın öğretisinin kaderi için de aynısı geçerli değil mi?

Erivan radyosuna soralım: “Marx bugün hâlâ gerçel [actual] midir?” Yanıtı tahmin edebiliriz: ilke olarak evet, kapitalist dinamiklerin onun çok iyi tarif ettiği çılgın dansı ancak bugün doruk noktasına ulaşmıştır, aradan geçen bir buçuk yüzyıl sonra, fakat… Gerald A. Cohen klasik Marksist işçi sınıfı mefhumunun dört özelliğini saymıştır: (1) toplumun çoğunluğunu teşkil eder; (2) toplumun zenginliğini üretir; (3) toplumun sömürülen üyelerinden oluşur; (4) üyeleri toplumdaki muhtaç insanlardır. Bu dört özellik bileştiği zaman iki özellik daha çıkar: (5) işçi sınıfının devrim ile kaybedeceği hiçbir şeyi yoktur; (6) işçi…

View original post 1.283 kelime daha