umutyasarozgen

Month: Kasım, 2014

Sol’da Birlik Tartışması ve Forumlar’ın İlginç Tasfiyesi – Atıf Güney

TEMSİLİYETSİZ

forumların tasfiyesi

Sol’da birlik tartışmaları tekrardan solun önemli gündemlerinden biri olduğundan beri bu birliğin nasıl olacağına dair tartışmalar yapılıyor.[1] Halbuki, Türkiye solu başta “birlik” tartışmaları olmak üzere, ama daha çok da tabandan mücadelelerde aldığı pozisyon ve toplumsal hareketlerle ilişkilenişi açısından bir çeşit “dükkan siyaseti” olduğunu pek çok defa gösterdi. Bu nitelemeyi Gezi sonrası ortaya çıkan bazı semptomlar üzerinden gözden geçirmek, “kendi dükkanım” anlayışının altında yatan temel nedeni anlamamız açısından önemli.

Birlik tartışmalarının “aşağıda” örgütlenme biçimi yatay, demokratik ve katılımcı örgütlenme formlarının birer “ilke” olarak işletilmesi üzerine tezahür ediyor. Herkes “kendi” forumlarını kuruyor. Bunların ismi bir örgütte/partide “meclis”, diğerinde “forum” ismini alabiliyor. Halbuki herkesin kendi forumu, Gezi’nin mümkün kıldığı siyasal alanın tasfiye edilmesi demek. İlkin, “forum formu” dediğimiz siyaset mantığının, ikincisi de “kendi” diyerek müşterek bir siyasal alanı temellük etmenin tasfiyeciliğinden bahsediyoruz. Burada elbette “komünizm”den bahis açan solun içinden konuşuyoruz. Bu tasfiyeyi anlamak için biraz komünizme yaklaşmaya çalışalım.

View original post 767 kelime daha

Konca Kuriş’siz 25 Kasım olur mu?

Muhammed Cihad Ebrari

-25 Kasım 1960 yılında Dominik Cumhuriyeti’nde kadın özgürlüğü mücadelesine öncülük eden ve Mirabal Kardeşler olarak tanınan 3 kız kardeş öldürüldü. Daha sonra 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele günü olarak ilan edilir.

-Bugün Konca Kuriş’in adı nerelerde, kimler tarafından anıldı ya da anıldı mı bilmiyorum. Ama hakkıyla anılmayacağını, anılmadığını biliyorum. Oysa Mirabal Kardeşler’in bu topraklardaki karşılığı Konca Kuriş’tir.

-“İslam düşmanı ve laik-feminist Konca Kuriş, Allah ve Kuran-ı Kerim karşıtı fiilleri ve söylemleri nedeniyle, Hizbullah savaşçıları tarafından kaçırılarak üslerimizde sorgulanmıştır.” şeklindeki (IŞ)İD’imsi bir açıklamayla, Hizbulkontra tarafından kaçırılan Kuriş’in işkenceler ardından katledildiği öğrenildi.

-Kuriş’in katilleri 2011 yılında zaman aşımından dolayı tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldılar, zafer edasıyla konuşmalar yaptılar, yurtdışına kaçtılar ve örgütlerinin başına geçirildiler. Katillerinin kayıt altına aldığı işkenceli sorgu ve itiraf(!) görüntülerini polis bile izleyememiş! Kayıtlara yayın yasağı konuldu.

-Konca Kuriş’in resimlerini bugüne kadar sadece Cumartesi Anneleri’nin ve Barış Anneleri’nin ellerinde gördüm. Yine zamanında kendisinin de yakın temasta…

View original post 393 kelime daha

Bir Baba, Bir Oğul, PKK ve Türkiyeli Solcular…

Deli Gaffar'ın Notları

Vecihi Timuroğlu. Yazar, şair, düşünür, insan hakları savunucusu... Vecihi Timuroğlu. Yazar, şair, düşünür, insan hakları savunucusu…

Ne acı, bir dostun mesajı sayesinde, günler sonra öğrendim Vecihi Timuroğlu’nun ölümünü. Kendisini sadece bir kez görmüşlüğüm var, doksanlı yıllardı sanırım, Sol Yayınları’nın Ankara’daki ofisinde. Yaşça bizden çok büyük ve çok saygı duyduğumuz bir yazar, sadece kenarda bir yerde oturup Muzaffer İlhan Erdost’la konuşmasını izlediğimizi anımsıyorum.

Vecihi Timuroğlu’nu tanıyanlarınız kadar tanımayanlarınız da olacaktır. Buna şaşırmam, çünkü böyle kendi halinde ama karınca kararlılığı ile yazan, yazının namusu olduğuna inanan ve çizgisinden ödün vermeyen yazarların yıldızı nicedir söndü. Artık meydan piyasayı kollayıp yerine göre dümeni kıvırabilenlere kaldı. Timuroğlu, son nesil omurgalı yazarların son örneklerindendi. Eğer yazdıklarını bulma olanağınız olursa mutlaka okuyun derim, pişman olmazsınız. Belki edebi olarak dünyanın en iyi metinleri değillerdir ama insani olarak zirveyi yakalamışlardır.

Edebiyat konusunda çok iyi biri sayılmam. Timuroğlu’nun ölümü bana başka bir hikayeyi anımsattı. Zaten ölümü haber veren dostum da yanında bu öyküyü anmadan geçmemişti. Nasıl geçilebilir ki?…

View original post 484 kelime daha

Silvia Federici ile söyleşi – Occupied Times

Dünyadan Çeviri

silfed_Inline

Silvia Federici New York’ta yaşayan bir düşünür, öğretmen ve örgütçü. Nijerya’da yıllarca öğretmenlik yaptıktan sonra bir sosyal bilimler profesörü olarak çalıştığı Hofstra Üniversitesi’nde fahri profesörlüğü sürdürüyor. Federici, diğer birçok rolünün yanında, Afrika Akademik Özgürlükler Komitesi’nin ve Uluslararası Feminist Kolektif’in kurucularından. Evişi için Ücret kampanyasını örgütledi ve Midnight Notes Collective’in içinde yer aldı. Federici’nin en bilinen çalışması Caliban ve Cadı: Kadınlar, Beden ve İlksel Birikim, ilksel birikimin kapitalizmin temel bir özelliği olduğunu savunuyor.

Occupied Times Çalışmanız, özellikle de fabrika sistemi içinde, üretim ve yeniden üretimin optimum birimi olarak görülmeye başlandığı on dokuzuncu yüzyıl kapitalizminin bir yapısı olarak çekirdek ailenin ortaya çıkışına odaklanıyor. Çekirdek aileyi telafisiz şekilde geriletici ve dönülmez biçimde kapitalist ilişkilerle bağlantılı mı görüyorsunuz? Öyle ise, kendimizi bu normatif toplumsal yapıdan nasıl kurtarabiliriz?

Silvia Federici Çekirdek aile, çelişki üzerine kurulu bir toplumsal formdur. Yeniden üretimi sağlar ancak gelecek veya günlük sömürümüz açısından işçiler olarak. Bu denli baskıcı olmasının bir sebebi…

View original post 2.028 kelime daha