umutyasarozgen

Month: Ağustos, 2015

Büyücünün Sinematografı: Nazilerin Hareket İmgesi

Halil Duranay

 bakshi-wizards-10

Tanıl Bora, Bloch üzerine bir konuşmasında Bloch’tan basit ama keskin bir tespit aktarıyordu. Bloch’a göre komünistler hep hakikatten gerçekten söz ediyorlardı, gerçek ve doğru olandan bahsediyorlardı ama bunu gerçek olduğunu düşündükleri şeyin soğuk nesnelliğini sürekli insanlara anlatarak yapıyorlardı. Naziler ise yalan söyleyip, sadece yalandan bahsediyorlardı ve bunu insanlara hitap ederek, insanlara anlatma azmi ve heyecanıyla yapıyorlardı. Naziler insanlara konuşuyorlardı, dertlerini heyecanlarını insanlara anlatma şevkiyle yapıyorlardı. Bir şekilde bu bir ütopyanın çağrısıydı ve gerçekten ziyade arzuya ve korkuya hitap ediyordu.

0000222044

Bakshi’nin 1977 tarihli post-apokaliptik başyapıtı “Wizards”ta da “iyiliğin” coğrafyasını fethetmek için kötü büyücü Blackwolf, Nazilerle aynı stratejiyi kullanıyordu, doğacak mutant olmayan çocuklarının yaşayabileceği, mutlu ve huzurlu yeni bir dünya ütopyasını kurmak. Bu dünyayı elde etmesi için de kendi yaşadığı karanlık dünyanın ordularını büyük bir savaşa çağırıyordu. Bu savaş ve ütopya çağrısında ise elindeki en güçlü ideolojik aygıt binlerce yıl öncesinden kalma bir sinematograftı. Peki Blackwolf, karanlık ordularına bu sinematograftan ne…

View original post 271 kelime daha

Antik Yunan’dan Sözleşmeci Geleneğe Birey ve Cemaat – Erdem BULDURUÇ

komünizmin güncelliği

hanukkah-wallpaper
Antik Yunan’da yaşam nosyonu üzerine yapılan tartışmalarda karşımıza iki kavram bütünü çıkıyor. Bunlar zoe ve bios kavramları. Bunlardan zoe :doğal, çıplak yaşam, yani bedenimizin fonksiyonları üzerinden açığa çıkan yaşam iken; “bios” ise hepimizin sahip olduğu yaşamın biyolojik varlığımızın üzerinden bir toplum ve devlet örgütlenmesi olarak açığa çıkması durumuna karşılık geliyor. Giorgio Agamben’in ifadeleri ile söyler isek: “bireyin veya grubun özelliği olan yaşama tarzına işaret eder ve toplumsallıktan kaynaklanan haklar ve ödevler bu ikinci terimle ilişkilidir. Dolayısıyla siyasi düşünce ve pratiklerin söz konusu ettikleri yaşam biçiminin de bios olduğu varsayılır.”[1]
Antik Yunan’da düşünce ve varlık arasında ayrım olmadığını görüyoruz. Aristoteles’in temel varsayımı insanın toplumsal ve siyasal bir varlık olduğudur. Kabaca ifade edersek Antik Yunan’da insan toplum veya devletin olmadığı yerde herhangi bir hayvandan farksızdır. İnsan ancak toplumsal bilince eriştiğinde herhangi bir hayvandan farklılaşma imkanlarını yaratabilir.Yine insan bu sosyalleşme pratiğini tek başına gerçekleştiremez. Burada kurumlar devreye girer. Mesela aile sosyal insanın gelişimi…

View original post 2.624 kelime daha

WordPress den paylaşıldı

Doğrulama El Kitabı yayınlandı… – http://wp.me/pzArn-11c