umutyasarozgen

Month: Kasım, 2017

Güç İlişkileri – Gérald Sfez

Komünizmin Güncelliği

41pitH7GdaL“Düşünceler arası ilişki bir güç ilişkisidir, egemen düşünce bu ilişki içinde ezilen düşünceyi tabi kılar ya da marjine sürer.”
(Amiens Savunusu, Louis Althusser)

“Üretim ilişkileri” ya da “sınıf ilişkileri” ifadelerinden çok daha az kullanılan “güç ilişkileri” ifadesi, politikanın her türlü teorisinde ve pratiğinde apaçık bir rol oynar. Marksist zeminden farklı bir alandan, özgül askeri terminolojiden kaynaklanan bu kavram, Marx ve Engels’in eserlerinde seyrek olarak karşımıza çıkar; daha ziyade –özellikle- Leninist söylemde ve ardıllarının söylemlerinde yer alır. Lenin, “Sol” Komünizm: Bir Çocukluk Hastalığı’nda ve Sosyal Demokrasinin İki Taktiği’nde, her tür komünist mücadele için gerekli önkoşul olan güçler ilişkisinin doğru değerlendirilmesinin zorunlu koşullarını tanımlar: “Kendi kendine devrimci sınıfın öncüsünün ikna edilip edilmediğini sormak yetmez; ayrıca verili bir toplumun tüm sınıflarının, kesinlikle istisnasız tüm sınıflarının tarihsel olarak etkili güçlerinin, nihai savaşa tamamıyla uygun bir şekilde dağılıp dağılmadıklarını bilmek gerekir, bunun için: 1) düşmanımız olan sınıfların tüm güçlerinin yeterince zor durumda bulunup bulunmadıklarını, kendi…

View original post 802 kelime daha

Reklamlar

Godot Sendromu ve Devrimcilik / Umut Kocagöz

TEMSİLİYETSİZ

*Bu yazının bir versiyonu daha önce Yeşil Gazete blogunda yayınlanmıştır.

Türkiye’de bugün kötü ve genel olarak bilindiği anlamda nihilist olmak, yahut hadi diyelim sinizme kapılmak için yeterli koşul, her türlü neden var: savaş, iç savaş, dış savaş, darbe, kriz, faşizm, diktatörlük, örgütsüzlük… Örgütlü kötülük, yani kapitalizm, hem çok güçlü, hem çok örgütlü, hem silaha kaba şiddete çok dayalı, hem sevimsiz, hem binbir renk ve çeşit altında hayatlarımızı esir almış durumda. Güçsüz hissetmemek, güçsüzlüğün içine çekilmemek için hiç bir sebep bulunmuyor. Herkes haklı.

Spinoza, kederin bir iktidar mekanizması olduğunu söylediğinde böyle bir Türkiye hayal etmemişti. Evet, bugün örgütlü keder, örgütsüz neşeyi çoktan boğdu, onu binbir velvelenin içine hapsetti; dahası, neşeli olmak bir lüks, bir orta sınıf fantazisi haline geldi. Bu biraz da Türkiye’yi daha çok böldü. Çünkü neşenin yaşanmasını da küçük gündelik hayatlar içerisine sıkıştırdılar. Bu da bizleri daha fazla karamsarlığa, bir vicdani zayıflığa, kedere itti.

Bunun tespiti de belki bir…

View original post 785 kelime daha

Marksizmin Krizi Üzerine Sesli Düşünceler – Erdem Bulduruç

Komünizmin Güncelliği

319526_260138884016711_1721577567_n
Komünün yenilgisi sonrası Lenin tartışmasının ilgi odağı olarak devlet tartışmasını seçti. Lenin’in teoriyi pratik içerisinden yeniden kurduğu yer önümüze atttığı bu tartışmaydı. Elbette tartışmanın kökenleri Babeuf’e kadar uzanıyordu. Lenin Komünün yenilgisini Komünün devlet biçimi olarak direnemesi diye okudu ol sebepten devletsizlik tartışması yerine, demokrasinin fethi olarak proleterya diktatörlüğü demek yerine demokrasiyi bir devlet biçimi dışında düşünmek yerine soyutlamasını en uç sınırını devlet olmayan devletle sınırlandırdı. Lenin komünün yaşamasının mekansız ve zamansız olan komünizme yer tayin etmek olduğunu düşünmüştür. Bu da Lenin açısından her devrimin asal sorunsalının iktidar yani devlet iktidarını ele geçirmek olduğudur. Lenin proleterya diktatörlüğünü devrime dair ama devletin garantörlüğünde bir tartışma olarak ele aldı.
Bunu gerek Lenin’in Paris Komünü’nü bir devlet biçimi olarak okumasında, gerek demokrasiyi bir devlet biçimi olarak düşünüp devletsizliği ve başka bir dünyanın sırrını bildiren proleteryayı[*] devlet biçimi tartışmasına dahil edip proleterya demokrasisi adıyla kurmuş olduğu türedi kavramı kullanmasında gerekse de
demokrasiye gâh devlet biçimi…

View original post 722 kelime daha

#Hayır, hiç olmamış gibi başlamak / Atıf Güney

TEMSİLİYETSİZ

#Hayır, hiç olmamış gibi başlamak: Ezilenlerin Kendini Örgütlemesi Üzerine  / Atıf Güney

Türkiye’nin içinden geçtiği tarihsel süreç birtakım yenilikler ile beraber eskinin birçok dinamiğini de içinde barındırıyor. Esas yeniliğin, Gezi direnişi ile birlikte devlet-olmayan cephesinde önemli bir gelişim sağlanmışken açılan o tarihsel dönemin bugün bir anlamda sonunun görünmesi olduğu söylenebilir.1 Gezi, Türkiye’nin yakın döneminde, büyük bir kalabalığı devletin karşısında örgütlemesi, devletin egemenlik alanını daraltması ve kendine demokratik örgütlenme alanları açması ile politik tarihimizde önemli bir açılım yaratmıştı.

Çeşitli seçimler ve nihayet 7 Haziran sonrasında devletin gösterdiği reaksiyon ile, açılan bu dönemin kapandığı söylenebilir. Bu nedenle referandum devletin kendisini yeniden örgütlemesi açısından tarihsel anlam ifade ediyor. Nihayetinde, Gezi ile açılan dönem karşısında devletin temel tutumu devlet olduğu gerçeğini hatırlamak ve hatırlatmak oldu. Devletin bekası için ve devlet adına devlet içi iktidar çatışmalarının olabileceğini, devletin egemenlik alanında olmayan bölgelere kadar uzanan çatışmalar ve savaşlar yaşanabileceğini, devletin kırılganlığını ve gerektiğinde ne ölçüde…

View original post 1.626 kelime daha