umutyasarozgen

Kategori: Uncategorized

KÖKENİ RADİKALLEŞTİRMEK: FELSEFİ ANTROPOLOJİNİN EKONOMİ POLİTİĞİN ELEŞTİRİSİ OLARAK GERİ DÖNÜŞÜ – Jason Read

komünizmin güncelliği

 crisis and critique 1

Çeviri: Eser Kömürcü

Özet: Bu yazıda felsefi antropolojinin Etienne Balibar, Pierre Macherey ve Paolo Virno’nun eserlerinde ekonomi politiğin eleştirisi olarak geri dönüşü incelenecektir. Bu geri dönüşün artık bir insan özünün yabancılaşması veya gerçekleşmesi meselesi değil, fakat insan fikrinin kendisinin de emek gücünün sömürüsü içinde ve onun aracılığıyla üretildiği meselesi olduğunu iddia ediyorum. Birinin emek gücünü satmasının, çalışma kapasitesini satmasının günlük edimi, insanlığın antropolojik kavramını potansiyel olarak, yeni alışkanlıklar edinme kapasitesi olarak yeniden incelemeyi mümkün kılar. Son olarak, politik mücadele zeminini insanın bu genel tanım ve bu tanımın dışarıda bıraktıkları aracılığıyla düşünmemiz gerektiğini iddia ediyorum.

Anahtar Kelimeler: Felsefi Antropoloji, Emek gücü, Pierre Macherey, Paolo Virno, Etienne Balibar.

“Teorinin kitleleri kavrayabilmesi, [göstermek istediklerini] insana yönelik olarak (ad hominem) göstermesiyle mümkün olur; bunu ise ancak radikal olduğu anda yapabilir. Radikal olmak sorunu kökünden kavramaktır. Ama insan için köken yine insanın bizzat kendisidir.”

 Karl Marx

İnsanlık ya da daha da önemlisi, felsefi…

View original post 7.615 kelime daha

Reklamlar

KÖKENİ RADİKALLEŞTİRMEK: FELSEFİ ANTROPOLOJİNİN EKONOMİ POLİTİĞİN ELEŞTİRİSİ OLARAK GERİ DÖNÜŞÜ – Jason Read

Kaynak: KÖKENİ RADİKALLEŞTİRMEK: FELSEFİ ANTROPOLOJİNİN EKONOMİ POLİTİĞİN ELEŞTİRİSİ OLARAK GERİ DÖNÜŞÜ – Jason Read

Silvia Federici ile söyleşi: Yeniden üretim krizi ve yeni “yasadışı” proletaryanın doğuşu – Francesca Coin

Dünyadan Çeviri

silvia170’lerde, fabrikalardaki birikim sürecinin kadınların bedeninde başladığına işaret ederek ev işini ilk eleştirenlerden biri olmuştunuz. Sonraki yıllarda ne değişti?

Ücretsiz emek patlama yaşadı. O zamanlar özel olarak ev işi diye gördüğümüz şey artık tüm topluma nüfuz etmiş durumda. Aslında, kapitalizmin tarihine bakarsak, karşılığı ödenmeyen emeğin çok yaygın olduğunu görürüz. Köleliği, yeniden üretim emeğini, yarı kölelik koşullarındaki tarım işçiliğini (campesinos’dan peones’e) düşünürsek, ücretli emeğin gerçekten istisna olduğunu görebiliriz. Karşılığı ödenmeyen iş bugün hem geleneksel formlarında hem de yeni formlarda büyümeye devam ediyor çünkü artık ücretli işe erişebilmek için insanların en azından bir miktar ücretsiz iş yapması gerekiyor.

View original post 1.997 kelime daha

Özyönetim: Bölünme ve Birlik Sorunsalı ‘Kurucu Bir Güç Olarak Komün’

komünizmin güncelliği

a-commune-meeting-in-Gire-Spi-in-Tal-Abyad-in-rojava

Devletsiz yaşamak mümkün mü sorusunun devlete rağmen sorulması değil, devletle bir tanıma ilişkisi dahi kurmadan(ne -e rağmen ne de anti ön ekiyle) kendi varlık zemininde halkların yaşam gücünün ifadesidir özyönetim.

Özyönetim (auto/nomia) kelimesindeki Yunancası ile ifade edersek buradaki nomos/nomia kural demek değil yaşam gücünün yönetimidir. Bu tartışma bağlamında yönetim kelimesini doğru anlamak elzem. Yönetimi bağlamsallaştırıp bu tartışmada idrak edememizin asıl nedeni onu devlette kayıtlı olarak düşünmemizdir. Buradaki yönetim ne bir govern etme biçimi, yani hükümeti yönetme (govern) ne bir organizayonu yönetme yani management’tir. Özyönetim derken bir devlet rasyonalitesi içindeki yönetme masalından bahsetmiyoruz. O rasyonalitesinin kendisini tanımayan bir yaşam gücünün yönetiminden bahsediyoruz. Yani gücün arttırılması yoğunlaşması yeğinlik derecesinin artması, toplumun kudretlenmesi, özcesi kendini değerli kılmasından.

Yönetimin govern etmek ya da maganement olmadığını belirtmiştik. Yönetim (direct olan) komünal olanın doğrudanlığıdır. Özyönetim tek anlamlılığıyla içerden yönetimdir. Empower’dır. Power burada İktidar değil kendini güçlendirmek yetkin kılmaktır. Yani Spinoza’nın ifadesi ile söyleyecek olursak; kendi kudretlenmesidir…

View original post 437 kelime daha

Çeviri Derlemesi: Pontos Soykırımı

Dünyadan Çeviri

2017-05-06-PHOTO-00002194Pontos Soykirimi Çeviri Derlemesi

  • Osmanlıdan Cumhuriyete miras: Anadolu’nun Türkleştirilmesinde Pontos Helen soykırımı – Panagiotis Diamantis
  • Pontos soykırımı – Kostas Fotiadis
  • Yüz yıllık sessizlik – Thea Halo
  • Vatikan arşivlerinde Pontos Rum Soykırımı – Dr. Theodosios Kyriakidis

View original post

Siyasetin üç hali: olağanüstü, olağan, olağanaltı

Can Evren

17 Nisan Pazartesi sabahı sokağa çıkıp otobüs durağına vardığımda, önümden geçen ilk belediye otobüsüne baktım. Saat sabah sekiz civarıydı yanılmıyorsam. Otobüs tıklım tıklım dolu, bildiğimiz gibi birinin kolu camdan fırlıyor, birinin çantası kapıya sıkışıyor. Olağan koşuşturma şehre hakim. Ben de kütüphaneye gidip, iki gün sonra teslim etmem gereken yazıyı bitirmeliydim ve bu pazartesi sabahı, işyerim sayılabilecek kütüphanelerden birine doğru yoldaydım. Börekçiler her gün olduğu gibi sabahın erken saatinde açmış, böreklerini fırına atmış, işe giderken atıştıracak binlerce müşteri için girecekleri hizmet yarışına hazırdılar. Dükkanların çoğu herhangi bir başka gün gibi, açıktı.

View original post 1.963 kelime daha

Kampüssüzler ve Dayanışma Akademileri

YERSİZ ŞEYLER

Konuyla ilgili vidyoları izleyip haberdar olunuz:

Facebook’ta eklemeniz gereken sayfalar şunlar:

15219469_1605136316461585_6634913369332915037_n17523491_1450865634954570_2658654007511363460_n15747723_228282810954297_3090825307572683370_n17523395_808911069256788_2217836877369777233_nizmir15390916_621982448003934_2656726652887810126_n15203256_729752173847911_5243115233798233549_n

Bunlar da Twitter’da eklemeniz gereken hesaplar:

wganur9w15390916_621982448003934_2656726652887810126_nizmirsnmzdcueooxipzag8szcsu0xplbychhb

Eksik bıraktıklarım varsa bana bildiriniz.

IBF

View original post

Bayramtepe Mahallesi İçin Kitap Seferberliği!

"Mülteciyim Hemşerim" Dayanışma Ağı

İçerisinde çocuklarla felsefe derslerinin yapıldığı bir mahalle derneği düşünün; hem kentsel dönüşüm tehdidi altındaki yerleşimlerini hukuki güvenceye kavuşturmak için mücadele ediyorlar hem de gündelik hayatı ortaklaştırmak için faaliyetler yürütüyorlar. Kısa süre önce kocaman ve ferah bir dernek mekânı kiraladılar; bilgilendirme toplantılarını, dayanışma etkinliklerini, çocuk atölyelerini rahat rahat gerçekleştirebilecekleri bir güzel alan… Yavaş yavaş gerekli mobilya ihtiyaçları dernek üyelerince elbirliğiyle gideriliyor ancak çocuk oyun alanında gördüğünüz bu kitaplığı doldurabilmek için daha geniş bir çevrenin ilgisine gereksinimleri var. 

Mülteciyim Hemşerim’in çocuk atölyeleri organizasyonuyla destek verdiği Bayramtepe Koruma ve Dayanışma Derneği (BAKODER) tüm dostları kitap bağışına çağırıyor! Her yaştan çocuk, genç ve hatta yetişkin için göndereceğiniz kitaplarla çoluk çocuk tüm mahalleliyi sevindirmek mümkün 

Kitap gönderimi için açık adres:
Güvercintepe Mh. 34. Sk. No: 48/1 Başakşehir

İlginiz için şimdiden teşekkür ederiz 

Dayanışmayla,
“Mülteciyim Hemşerim” Dayanışma Ağı

PhotoGrid_1494883640558 Elbirliğiyle bu kitaplığı doldurmak mümkün!

dört Çocuk oyun alanı gün geçtikçe büyüyor, güzelleşiyor…

iki Solda “Zeka Oyunları Atölyesi”, sağda “Resim…

View original post 10 kelime daha

Rus Devrimi üzerine en iyi 10 kitap – Tarık Ali

Dünyadan Çeviri

Bolşevikler komünizm adına iktidarı ele geçirdikten yüzyıl sonra, Tarık Ali dünyayı sonsuza dek değiştiren ayaklanma ile ilgili en iyi kitaplardan bazılarını seçti.

0000000058627-1

Çeviri: Yakov Petroviç

Kaynak

Birçok tarihçiye göre, üzerinden geçen yüzyılın ardından tarih Rus Devrimi konusunda hükmünü vermiş durumda. Onlara göre Ekim 1917, tıpkı 1793’te Paris’te [idama götürülenlerin doldurulduğu, çn.] kağnılar veya 1. Charles’ın Westminster Sarayı’nın dışında halka açık infazı gibi, bir daha asla tekrarlanmayacak olaylar tarihine havale edilmişti. Tarih kendini tekrar etmez, bir komedi olarak bile. Ama yankıları kalır.

View original post 947 kelime daha

Osmanlıdan Cumhuriyete miras: Anadolu’nun Türkleştirilmesinde Pontos Helen soykırımı – Panagiotis Diamantis*

Dünyadan Çeviri

mikrasiaİngilizce metin

1911’de başlayan Helenlerle ticaret ambargosu ve 1913 sonlarından itibaren benimsenen, Helenlerin doğu Trakya’dan ve Anadolu’nun Ege kıyılarından “göç etmesini teşvik” eden önlemler gibi eylemlerin de kanıtladığı üzere, Osmanlı devletinin, hâkimiyeti altındaki topraklarda yaşayan Helen varlığını ortadan kaldırmaya dönük bir planı vardı.

Geçtiğimiz yıllarda, Anadolu’nun Karadeniz bölgesine bir ilgi artışı söz konusu oldu ve çok sayıda dilbilimsel, kültürel, antropolojik ve tarihsel çalışma yapıldı. Türkiye’de bu çalışmaların en tartışma yaratanları, 1916 ile 1924 yılları arasında Pontos Helenlerinin Soykırımını ele alanlar oldu.

Uluslararası yasalara göre, soykırım suçu, ulusal, etnik, ırksal veya dini bir grubu, tamamen veya kısmen ortadan kaldırmak amacıyla işlenen aşağıdaki eylemlerden herhangi biridir:

  • Grup üyelerinin kasten öldürülmesi.
  • Grup üyelerinin bedensel veya ruhsal bütünlüklerine ağır zarar verilmesi.
  • Grubun, tamamen veya kısmen yok olması sonucunu doğuracak koşullarda yaşamaya zorlanması.
  • Grup içinde doğumlara engel olmaya yönelik tedbirlerin alınması.
  • Gruba ait çocukların bir başka gruba zorla nakledilmesi.

View original post 619 kelime daha